19. ve 20. yüzyıl, homojenleşmeyi esas alan yeni siyasal-mekânsal inşa hedeflerinden kaynaklı kitlesel göçlerin sert şekilde yaşandığı bir dönemdi. Öncelikle Avrupa ve çevresi olmak üzere hemen tüm coğrafyalarda dilsel, dinsel siyasal-kültürel haritayı değiştirmenin ve ‘yabancı kanından arınmış’ topluluklar inşa etmenin bir aracı olarak milyonlarca insan göç yollarına bırakılmıştı. İlgili literatürde buna ‘millileştirme siyaseti’ deniliyordu ve sayısı bile hesaplanamayan göçmenler için bu bir ‘y ...