"(...)Düşümde defne, lavanta ve kekik kokuları arasında ağrılı, göçmüş bir ipek kumaşı andıran kırışmış bir gövdeye dönüşmüşüm. Yarı bilinçli bir ruh olarak geziniyorum makiliğin
ortasında. Yıkıntılar karşılıyor beni. Kapı eşiğinden dağlar, sulak ova uzanıyor. Arif’in dudağından yarım yamalak sözcükler çıkıyor o sırada. Bir fısıltıya dönüşüyor sesi ya da bir ıslığa…
Hayatta kalanlar yaraları her daim taşırmış.
Bir kutsal görev gibi…
Açık yaraları iyileştirmek için geçmişl ...