Hayatta kalabilmek üzere bir arada yaşayan insanlar, farklı sosyal örgütlenme biçimleriyle süreklilik sağlamayı hedeflemişlerdir. Böyle bir süreklilik dizgesinde, yalın toplumdan tarım toplumuna, tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişte, farklı gelişim aşamalarını tecrübe eden insanlık, değişim ve dönüşüme uyum sağlarken, tarihe de derin izler bırakmıştır. Eric Hobsbawm’ın “aşırılıklar çağı” olarak nitelendirdiği 20. yüzyıl da işte böyle bir yüzyıldır. Bu yüzyılda insanlık bir taraftan tüm dün ...